Güncel Sürüm: 3.4.8    Güncel SP: 0.5.1   Yayımlanma: 24 Ocak 2012 11:40
Ana Sayfa HVPortal Hakkında! Özellikleri Satın Al İletişim Formu
Linux PHP4 & PHP5 Apache Server MySQL phpMyadmin
S.S.S Haberler Resim Galerisi Video Klipler Referanslarımız Görüşleriniz
Projeler: EmlakSis Emlak Sistemi   HaberSis Haber Sistemi   OkulSis Okul Sistemi
  HVPortal™ Paketleri   Hesap Numaralarımız   Ödeme Bildirim Formu   Geri Ödeme Koşulları   Bayilik Başvurusu   
20 Mayıs 2012, Pazar -
Uşak   Uşak -   
 Üye Girişi     Yeni Üyelik     Şifremi Unuttum
      Genel Menü    
      Üye Girişi    
Kullanıcı Adı :
Şifreniz :
   
Güvenlik Kodu :
   
Beni Hatırla  

 Yeni Üyelik
 Şifremi Unuttum
      Müşteri/bayi paneli    
Seri Numarası :
Şifreniz :
Güvenlik Kodu :
Müşteri Girişi   Bayi Girişi
 Şifremi Unuttum
Uşak
 
Hissedilen Sıcaklık°C
Detaylar için tıklayınız...
İzmir
 
Hissedilen Sıcaklık°C
Detaylar için tıklayınız...
İstanbul
 
Hissedilen Sıcaklık°C
Detaylar için tıklayınız...
Piyasalar
Güncel bilgilerle piyasalarda bugün
      Tv de bugün    
      Günlük falınız    
      E-mail listesi    
E-mail adresinizi ekleyin, sitemizdeki yeniliklerden ilk sizin haberiniz olsun!

Adınız Soyadınız:
E-mail adresiniz:
E-mail Ekle E-mail Çıkar
19.05.2012 tarihli çekiliş
12 17 18 20 36 45
  14.05.2012 tarihli çekiliş
03 06 09 11 13 19 20 26 28 34 38 41 43 45 46 49 52 59 60 68 73 74
      Son Ziyaretler    
 Test Bilinmiyor
server monitor
monitor server
Google bot last visit powered by Bots Visit
Yahoo bot last visit powered by  Bots Visit
Msn bot last visit powered by  Bots Visit
 
Röportajlar 
Bir Önceki Sayfa //

şakacı: noktayı koymaya geliyorum

Yayın Tarihi: 13.07.2010 - 20:31 - 700 defa okundu.
Karakter Boyutu:  
Saddam ve amerikalı askerleri türkiye´ye getirdi, eyüp şafak spor takımını olimpik lyon diye yutturdu, haydarpaşa´da, marşı basmıyor diye tren İttirdi. şakacı, acısıyla tatsışla şakasız geçen günlerini ve yeni projelerini anlattı.

Nursel Tozkoporan'ın röportajı

İnsanları, belden aşağı vurmadan, alay etmeden, aşağılamadan güldürmeyi başaran isimlerden biridir Çetin Çiftcioğlu… Namı değer Şakacı, kendi deyimiyle komik adam…

Şaka yapmak, güldürmek hic kolay bir iş değil. Kendimce eğlenceli biriyimdir ama bu başka bir şey … Üstelendikleri misyonları gereği hüzünlenmeleri, üzülmeleri, surat asmaları mümkün değil… Dramlarını hep ic dünyalarında yaşarlar. Elbette herkesin olduğu gibi Çetin Çiftcioğlu’nun da bir hayat hikâyesi var…

Komik adam olmak icin uzun ve zor bir yol kat edilmiş… Kendisine sorduğumda aldığım cevap her şeyi özetler mahiyetteydi. “Mozart dahi 35 yaşında öldürüldü. Öldüren, sarayın haset baş müzisyeni Salieri’ydi. Mozart'ı cekemedi. Türkiye'de Mozart yok ama Salieri cok. Yani başkasının hayatıyla oynayan, haset duyguları yaşayan cok”

Şakacı Salierilere rağmen hala şakacı… Bu sohbette şakacıdan ciddi hayat dersleri bulabilirsiniz…

ŞAKACI FORMASINI GİYİNİP İKİNCİ YARIYA BAŞLIYACAĞIM

> Çetin Bey uzun süredir yoktunuz ortalıklarda. Nerelerdesiniz? Neler yapıyorsunuz?

> Hayatı bir macın devreleri gibi ikiye ayırıyorum. Birinci devreyi oynadığımı hissediyorum. Şimdi devre arası verdim. Fakat 90 dakikalık maclarda devre arası 15 dakikadır. Benim devre aram 5 sene sürdü. Şimdi kısmetse hakem düdüğünü öttürecek ve Kanal 7 sahasına cıkacağım. Şakacı formasını giyinip ikinci yarıya başlayacağım. Bu 5 yıllık bekleme süresi, hayatımın tam ortasında, bir devre arası gibiydi diye düşünüyorum.

Şimdi inşallah birinci yarı gibi, ikinci yarıda aynı zamanda bitmez. İnşallah uzatmalara giderim. Uzatmaların da ne kadar süreceğine Yüce Yaradan karar verir.

Uzun zamandır ortalıklarda yokum ama aynı zamanda da varım. Yani her yerde varım. Her insan, her kuruluş istediği zaman beni bulabilir. Çünkü kendimi soyutlamadım. Hep göz önündeyim. Ama acılışlarda, kokteyllerde, film galalarında yokum. Onlar da bir keyif meselesidir. Uzun zamandır ortalıklarda yoksam, keyifsizlikten.

> Peki neden keyifsizdiniz?

> Türkiye'de calışmayan bir insan nasıl keyifli olabilir ki, değil mi?

BELKİ DE SON TRENİN SON VAGONUNA BİNİYORUM

> Talep ettiğiniz halde size iş mi vermediler? Nasıl oldu?

> Kaderci bir adamım. Hayatta tesadüf olmadığına, her tesadüfün icerisinde de bir mesaj olduğuna inanıyorum. Yani satıhta duran ama derinde yaşayan bir insanımdır. Hani dedim ya iki devre vardır diye. Ben 5 yıl öncesine kadar birinci yarıyı oynadığımı düşünüyorum. Ondan sonra bir sarı kart gördük herhalde. Kırmızı kart görmedik ki tekrar sahaya dönüyoruz. Belki de son trenin son vagonuna biniyorum. İlahi bir uyarıya uğradığımı düşünüyorum. Belki bunun bir nedeni vardı.

> Sizin tahmin ettiğiniz bir neden var mı?

> İlahi uyarıya uğradım fakat bu cezalandırma süreci icerisinden olaylar benden elini cekmedi. Sanki kendimi takipteymiş gibi hissediyorum. Yani dışlanmadım. Olayın dünyanın, kendi kaderimin icindeydim. Kötü şeyler yaşadığım halde bazı güzel mesajlar da alıyordum.

> Bir ah aldığınızı düşünüyor musunuz?

> Hayatta en zor şey kul hakkı almak, ah almaktır. ‘’A’’ ve ‘’H’ harflerinin yani ‘’AH’’ın hayatımda yeri olmadığına yürekten inanıyorum. Çünkü ruhen arınmış olarak kendime baktığımda şükürler olsun ki temizim. Ama Allah'ın gücüne gidecek bir şey mi yaptım? diye de düşündüğüm cok olmuştur.

kullan
"Baktığımda hatalar da var. Fakat bu taraftaki işler, doğrular cok ağır basıyor. Yani ton farkı var arada. İnsan kendine vicdanına yalan söyleyemez"

KAFAMDA HER YAŞIN HER BİR SAYFASI YAZILI OLARAK GEÇER

> Gecmişine baktığınız zaman var mı böyle bir şey?

> Ben gecmişimin 3’üncü sayfasına kadar iniyorum. Yani her sayfayı bir yaş kabul et. Ben 3’üncü sayfaya kadar iniyorum. Ondan sonra her sayfamı net olarak okuyorum biliyor musun?

> Hatırlıyorsunuz yani…

> Hatırlıyorum evet. Mesela 3 yaşa kadar indiğimde kendimi annemle test ederdim Annelere yalan söyleyemezsin, annelere katakulle yapamazsın cünkü anneler yemez. Onun icin cennet annelerin ayaklarının altındadır. Annemle test yapardım ve hayretlere düşerdi nasıl hatırlıyorum diye. Kafamdan her yaşın her bir sayfası yazılı olarak gecer. Kütüphanem buradadır.

> Ama gecmişe dair yanlış bir şey hatırlamadığınızı söylüyorsunuz?

> Nursel kardeşim gecmişe dair bunları sorduğumda sayfalara bakıyorum. Birkac sefer bu sayfaları geri cevirdim, geri okudum. Sadece 5 yıl icin değil, tüm hayatım icinde ben bu sayfaları okurum geriye doğru. Baktığımda hatalar da var. Fakat bu taraftaki işler, doğrular cok ağır basıyor. Yani ton farkı var arada. İnsan kendine vicdanına yalan söyleyemez.

ÇETİN ÇİFTÇİOĞLU HAYATA BİR SU KUYUSUNDA BAŞLADI

> Biraz da Çetin Çitfcioğlu'nun kücüklüğünden bahsedelim mi?

> Çetin Çiftcioğlu hayata bir su kuyusunda başladı.

> Nasıl yani?

kullan
"Tanju Okan, Şerif Yüzbaşıoğlu, Erol Büyükburc. Ateş Böcekleri özel orkestrasıydık. Böyle bir eğitimden gectim. Müzikle beraber sahneyi öğrendim. Böylece seyirci psikolojisini öğrendim. Sokaklarda büyümem de sosyolojik kültürel birikimi getirdi. Aşama aşama her yıl veya her gün sana bir rütbe koydu."

> Yani hayatımın 3. sayfasından bahsediyorum. Rahmetli babam. Çatalağzı Elektrik Santrali'nin tercümanıydı. İki katlı evleri görüyorum. Şu an 57 yıl evvel geriye döndüm.  Ben yağmur sularının biriktiği bir kuyuya düştüm. Orada cırpınıyorum. İkinci kattan bir adam atlıyor. Hala görüyorum. Su kuyusuna geliyor ve beni cıkarıyor. Ben hayatıma su kuyusundan cıkarak başladım, oradan yola cıkıyorum anlatırken. Sonra uzun bir yolculuğa cıktık biz, cok uzun bir yolculuğa. Annem ve ben…

> Tek cocuk musunuz?

> Biz 3 kardeşiz. Ben 1 numarayım. 3 yaşında babam vefat ettikten sonra annem 18 yaşında dul kalıyor. Zonguldak’tan İstanbul'a geldik. Kader buraya getirdi bizi.

YATILI OKUL KÜLTÜRÜ ALMAM BENİ ERKEN YOĞURDU

> Zonguldak’tan niye göc ettiniz?

> Zonguldak'ta kimsemiz yok ki. Baba gidince tek kaldık. Ben yatılı okullarda yetiştim. Yatılı okul kültürü almam beni erken yoğurdu. 3. sayfadan 7.sayfaya gectiğimde, kendimi ilkokulda 1.sınıfta gördüğümde, sınıfın en muzip talebesiydim. Herkese fırlamalıklar yapardım. Sonra 5.sınıfa geldim. Mezuniyette öğrenciler toplandık, fotoğrafı cektiriyoruz. Ertesi gün öğretmen fotoğrafları dağıtmak icin sınıfa geldiğinde bana bir tokat attı.

> Neden?

> Fotoğraf cekilirken öndeki arkadaşın başına tavşan kulağı gibi yapmışım. O resimde benden başka onu yapan yok. Böyle muziplikler işte... Önce muziplik olarak başlar, sonra eğlenceye dönüşür, sonra kendi kimliğinin bir parcası haline gelir. Sayfalar cevrildikce taşlar yerine oturur gibi o gelip sizin kimliğinize oturmaya başlar. Sonra müzik tarafım başlar. Müzik tarafını işlemeye başlarsın.

MÜZİKLE BERABER SAHNEYİ DOLAYISIYLA SEYİRCİ PSİKOLOJİSİNİ ÖĞRENDİM

> Müzik olarak ne yaptınız?

> Müzikte davul caldım. Bateri caldım.

> Kimlere caldınız?

> Tanju Okan, Şerif Yüzbaşıoğlu, Erol Büyükburc. Ateş Böcekleri özel orkestrasıydık. Böyle bir eğitimden gectim. Müzikle beraber sahneyi öğrendim. Böylece seyirci psikolojisini öğrendim. Sokaklarda büyümem de sosyolojik kültürel birikimi getirdi. Aşama aşama her yıl veya her gün sana bir rütbe koydu. Yani donanım yaptı. Ben hayatın her alanından donanarak geldiğime inanıyorum. Onun icin bir stand up yazmaya calışıyorum ama yazamıyorum. Şuna karar verdim ki hazırlıksız cıkacaksın. Hadi karşılıklı sohbet edelim muhabbetinden stand up olacak. Çünkü şükürler olsun her şeyin bir karşılığı oldu bende artık. Ve hala birikiyorum.

SEZGİLERİNİZ OLACAK OLAYLARIN KIRMIZI, YEŞİL, SARI IŞIĞIDIR

> Müzikten sonra komedyenliğe nasıl başladınız?

> Evlenince gece calışmayım, evime erken gideyim dedim. Çünkü müzik bizim dönemimizde teknik olarak ileride değildi, artı paraları azdı. Yani bir aileyi gecindirecek kadar para olduğunu sanmıyorum. Evlenince bir de eve gec gitmek istemediğimden müziği bıraktım. Rahmetli bacanağım sigorta eksperi, yani sigorta dedektifiydi. 3 yıl sigorta dedektifliği yaptım. Sigorta şirketleri ve sigortalı insanlar dünyanın her yerinde vardır. Mesela arabalarını yakarlar, fabrikalarını yakarlar veya mallarını kacırırlar. Görevim bunları bulup cıkartmaktı.

> Sonra?

"Proje kabul olsun diye değil. ‘Allah’ım kaderimizi güzel et’ diye dua etmişimdir. Allah’tan böyle isteyemezsin ki, 6'lıyı tutturayım diyemezsin ki.  Benim icin önemli olan telefonun Arife günü gelmesiydi."
kullan

> Özel televizyonlar kurulmaya başladı. Özel televizyonlara baktım. Şayet hayatta fazla pişerseniz az veya cok aynı paralelde hislerinizin dışında sezgileriniz gelişmeye başlar. Sezgileriniz size bir takım olacak olayların kırmızı, yeşil veya sarı ışığıdır.

> Sezgileriniz size  sinyal verdi….

> Evet… Sezgileriniz gelişmeye başlar ve olayları hissedersiniz aslında. Özel TV'ler kurulduğunda bana inanılmaz bir şey geldi. Sanki yeni bir dünya, yeni bir olay!. Sonra döndüm, dolaştım, düşündüm. "Ben özel televizyonlarda yerimi alabilir miyim" diye. İcimden bir şey de beni gazlıyor. Mesela Cuma namazına gittiğimde arabam soyuldu. Arabayı caminin önüne park ederken, "Bu araba soyulur" dedim. Çıktığımda soyulmuştu.

> 6’ıncı hissiniz kuvvetli mi?

> İşte sezgilerim. 6’ıncı hissin ötesinde sezgiler var.

SAADETTİN TEKSOY BENİ 5 DAKİKA İÇİNDE GENEL YAYIN YÖNETMENİNE TRANSFER ETTİ

> Dolayısıyla televizyonculuğun da sinyalini gelmeye başladı?

> Evet. ‘’Ne yaparım, ne ederim?’’diye düşünüyorum. Televizyonu inanılmaz bicimde izliyorum. O zaman 2 ya da 3 televizyon var. Interstar ve Show Tv. 1993'den bahsediyorum. Ben bir proje yazmayı, projenin icine kendimi koymayı düşündüm. Müzisyenlik yıllarımda Saadettin Teksoy gazete muhabiriydi, fotoğrafcısıydı. Interstar'da program yapıyordu. Saadettin Teksoy'u aradım. Beni iyi tanır cünkü. ‘’Televizyonculuk yapmaya karar verdim kardeş, ne dersin?’’ dedim. Tek bir kelime cıktı, "Hemen buraya gel" dedi. Hemen projeyi götürdüm. Proje, ‘’Kacak kim? Bul’’.  Kacıyorum, yakalamaya calışıyorlar. Her yakalanmadığım gün ödül büyüyor. Yani bir zamanların "Kacak kim? Bul" dizisi. Ödül verdiğim icin bugün yakalanır, bugün yakalanır oluyordu. Kim yakalayacak? Böyle bir projeydi. Sadettin Teksoy beni 5 dakika icinde Genel Yayın Yönetmeni Serpil Akıllıoğlu'na transfer etti. "Bu muhteşem bir şey, biz sana hemen bir deneme cekmek istiyoruz" dedi. Bir gün sonra boş bir stüdyoda deneme cektiler. Deneme cekeceğimiz yönetmen benden hic hoşlanmadı. Benim icin bazı insanlar antipatiktirler.

> Sizden hoşlanmayan yönetmen kim?

> Orada program müdürüydü tanımıyorum. Kovulmuş sonra orada bir yönetmene tokat attığı icin. Beni göstererek kameraman şefine, "5, 4, 3, 2, 1 bu kadar şansı var. Motor dediğinizde iş cıkmazsa stop edin ve bırakın" dedi.

> Sonra?

> 5, 4, 3, 2, 1 ve motor. Ben 25 dakika boyunca boş salona konuştum. Kaseti alıp götürdüler. Merakla ne diyeceklerini bekliyorum. Bir hafta sonra bana kasetin kaybolduğunu söylediler. Meğerse inanılamamış ve bir daha cekmeye karar vermişler.

> Yani cok başarılı bulmuşlar…

> Evet, bir daha cektiler. Cem Uzan bunu izleyince, ‘’Bu adamı nereden buldunuz’’ demiş. Onlar da Bağcılar Düğün Salonu’nda sunuculuk yapıyordu oradan bulduk’’ demişler. Cem Bey de 15 gün sonra reklam da istedi. Ondan sonra başladı. Interstar Atış Serbest diye bir program sundum. 9’uncu haftada kovulduk.

> Neden kovuldunuz?

> Çünkü reyting almadı. Fakat 9 hafta gittik, iyiydi. Sonra ben elimdeki projeyi Senkron TV Sinevizyon'un sahibi Levent Altınay'a götürdüm. Levent Bey, "Kacak kim? Bul" projesine baktı ve’’ Bana bir sürü proje gelir ama beni tek heyecanlandıran proje bu oldu" dedi. Allah'a ısmarladık diyerek oradan ayrıldım. Ertesi gün Ramazan ayının birinci günüydü. Projeyi bıraktım ve eve geldim. Ben hayatımda ilk defa o yaşa kadar, 1993 yılına kadar, 30 gün boyunca teravih namazı kıldığımı hatırlamıyorum. Bölük pörcük kılmışımdır. O gün ben projeyi verdikten sonra namaza kalktım. Teravihi kılmaya başladım. Arife gününe kadar götürdüm. Yani 30 gün boyunca orucu da tuttum, teravihi de kıldım.

HAYATIMDA EN PARASIZ AMA EN MUTLU GEÇEN BAYRAMIYDI

> Proje ne oldu?

> Ne oldu biliyor musun? Levent Altınay bayramdan bir gün önce, Arife günü beni aradı.

> Çok mu dua ettiniz?

> Yok hayır. Benim niyetim proje kabul olsun diye değil. ‘’Allah’ım kaderimizi güzel et’’ diye dua etmişimdir. Allah’tan böyle isteyemezsin ki, 6'lıyı tutturayım diyemezsin ki.

Benim icin önemli olan neydi biliyor musun? Telefonun Arife günü gelmesiydi. Bak 30'uncu günde geldi. 23, 27, 25'inde gelebilirdi. Fakat Arife günü geldi. "Bayramdan sonra sizi kanala bekliyoruz" dediler. Hayatımın en parasız ama en mutlu gecen bayramıydı. Çünkü bayramdan sonra işe başlıyordum. Gittim. Levent Altınay bana baktı ve "Şu odanız olsun, bu odada calışın" dedi. Nasıl başlasam komediye? Ben Senkron TV'de dolaşıyorum, geziyorum, yemeğe cıkıyorum. Bir hafta sonra Levent Altınay beni cağırdı. "Çetin Bey, sizin şakalarla aranız nasıl" dedi. Gören göze bak. Belki bir hareketimi, bir diyalogumu yakaladı. Çocukluğumdan beri insanları güldürmeyi sevdiğimi söyledim. Beni arşiv odasına götürdü ve bir kaset kamera şakası izletti. Hayatımda ilk defa izlediğim bir kamera şakasıydı. Yabancı kamera şakasını izledim. Mükemmel bir iş olduğunu düşündüm ve bana cok kolay geldi. Yani her işi yaparım abi. "Şaka yazar mısın" dediler. 15 tane şaka yazdım.

İLK ŞAKAYI NURSELİ İDİZ’E YAPTIM

> İlk şaka programına başladınız…

> Hemen cekimler yapıldı. O zamana kadar İnterstar’da daha cok reality programlar yapıyorlardı. Bunu oraya şaka programı, "Şakama tik" olarak verdiler. İsim babası da Levent Altınay'dı. Fakat kısmet Show TV'de başladı. Profesyonel olarak 1994 yılında Show TV'de başladım. Kim sunsun derken, Levent Altınay, Berna Lacin'e sundurmaya başladı. Berna Lacin ilk demoları izleyince, ‘’Muhteşem bu adam ya! Bununla calışılır’’ dedi. Benim icin iyi bir laftı. İlk şakayı da Nurseli İdiz'e yaptım.

>Nasıl bir şaka yaptınız Nurseli İdiz'e?
> Nurseli İdiz ,Boğaz Köprüsü'nün altında, 50. Prizma programının kutlamasını yapıyordu. Boğaz Çevre Koruma Müdürü olarak geldim. Çekim izni yok diyerek kasetleri istedim. Nurseli İdiz acayip dağıldı ve aramızda doğaclama bir diyalog oldu. Benim en özel tarafım doğaclama olmamdır. Şaka olduğun söyledikten sonra Nurseli İdiz, Levent Bey'e, "Bu adamı özel mi yetiştirdiniz, nereden buldunuz" dedi. Hayatımda beni onurlandıran ilk cümle Nurseli İdiz'den gelmiştir. ‘’Özel mi yetiştirdiniz?’’ dedi.

KANAL7 BENİ MARKA YAPTI

> Sonra…

> Sonra, Şakamatik belli bir yere geldikten sonra bitti. Kader işte, döndürdü, dolaştırdı Kanal 7 televizyonuna götürdü beni. İlginctir, ben şakacıydım. Fakat Kanal 7 beni marka yaptı. Kanal 7'de marka oldum. Türkiye'de bir şaka programının 3 yıl boyunca devam etmesi cok önemli bir olay olarak değerlendirildi. Sonra işte yaramaz cocuk kanalına yaramazlık yaptı ve ayrıldı.

VİRGÜL KOYMUŞUM, CÜMLE BİTMEMİŞ, NOKTAYI KOYMAK ÜZERE BURDAYIM

> Nasıl bir yaramazlık yaptınız? 3 yıl sonra neden ayrıldınız?

> 3 yıl sonra Star bana bir teklif yaptı ve ben de oraya gittim. Orada program yaptım. Star, TMSF'ye gecince defterimiz dürüldü. Tekrar Kanal 7'ye döndüm. Yalnız Kanal 7'nin şöyle bir özelliği var. Yabancı değiliz. Yani burada ailenin yaramaz cocuğu diyorum ya burada kendimi aile bireylerinden biri gibi hissediyorum. Artı yuvaya döndüm diye bir şey vardır. Bunu ben söylemiyorum. Sokaktaki insanlarla konuştuğum zaman, ‘’Az kaldı başlıyorum’’ diyorum. ‘’Kanal 7 mi?’’ diyorlar. Yani 10 kişi ile böyle muhabbet yaptığımı düşünün, 9'u ‘’Kanal 7 mi?’’diyor. Yani ekranla bütünleşmişiz. Seyirci öyle istiyor.

Kanal 7 ile virgül koymuşum. Cümle bitmemiş. Şimdi noktayı koymak üzere buradayım.

İNSANLARI GÜLDÜRMEKTEN MUTLULUK DUYUYORUM

> Özel hayatınızda da şakacı bir insan mısınız? Yani aile ortamında, eşinizle, cocuğunuzla?

> Muhakkak işin icine şaka koyarız. Benim hayatımdaki en büyük özelliğim ve en sevdiğim tarafım Allah'ın bana hediye ettiği şakacı yönümdür. Ben insanları güldürmekten mutluluk duyuyorum. Buna sokaktaki insanlar, hayatın her alanındaki insanlar, artı ailem de dahil. Ailemi de güldürmeyi cok severim. Yani sokakta güldüren bir adam ailesini de güldürür. 5 yıl uzun bir zaman. Bu 5 yıl icerisine bazı olaylar girdi. Olaylar dediğim bazı duygular giriyor.

kullan

"İyi olduğun zaman espri şaka, neşe hepsi var. Ama problem, hüzün, Allah kimseye göstermesin dram olduğu zaman üzerinde o duygulara yakın renkleri daha cok taşıyorsun.

Sokakta yürürken bunları belli etmemek mecburiyetindesin. Bir de mümkün olduğu kadar yakınlarına ne yaşadığını belli etmeden, onları farklı bir yerlere götürmek zorundasın.

Bu sefer ne yapıyorsun. İşte hayatın komedi, eğlendirici tarafına daha cok giriyorsun. Hani palyacolar maske takar ya. Son 3 senedir benim makyaj yapmama gerek yoktu. Çünkü benim kendi suratım palyaco olmuştu"

> Mesela?

> Hüzün gibi, dram gibi yani insanoğlunun bu hüzün duygularının bütün yelpazesini ben de 5 yıldan beri yaşadım. Ama mümkün olduğu kadar bunun icine komedi atardım. Genlerimde olduğu icin, yapımda olduğu icin atıyorum herhalde. Uzun bir süre ara verdiğim halde yine de insanları güldürmekten vazgecmiyorum. Çocukluğumdan beri şakacıyımdır. Aslında şakacılığı bir aşama olarak değerlendiriyorum. Yani komik adam.

BİZ ŞAKACININ ÖNÜNE GEÇTİK, SOKAK TİYATROSU YAPIYORUZ

> Yani şakacı olarak değil de komik adam olarak anılmak istiyorsunuz..

> Evet, komik adam. Çünkü biz şakacının önüne gectik, sokak tiyatrosu yapıyoruz. Biz  Türki Cumhuriyetlere,  Kuveyt’e, İran’a, Irak’a kadar uzanıyoruz. İlginc bir şey söyleyeyim, 2 -3 yıl önce beni bir kadın ve bir erkek cevirdi. ‘’Nereden izliyorsunuz?’’ dedim. ‘’Fas'tan izliyoruz’’ dediler. Artı Facebook'ta, ‘’Kanal 7'de şakacı başlıyor‘’denildi. New York’tan Berk diye bir cocuk, "Abi cok özledik, hemen gel" diye mesaj gönderdi. Yani şakacı ortalıklarda yok ama dünyada yeri cok.

MAKYAJ YAPMAMA GEREK YOKTU, SURATIM PALYAÇO OLMUŞTU

> Eşiniz ve kızınız komedyen yönünüzden şikâyetciler mi?

> Şikayetci değiller. 2-3 senedir calışmadığım halde üstüme bir takım şeyler alıyorum. Farklı duygular seninle birlikte yaşıyor. İyi olduğun zaman espri şaka, neşe hepsi var. Ama problem, hüzün, Allah kimseye göstermesin dram olduğu zaman üzerinde o duygulara yakın renkleri daha cok taşıyorsun. Sokakta yürürken bunları belli etmemek mecburiyetindesin. Bir de mümkün olduğu kadar yakınlarına ne yaşadığını belli etmeden, onları farklı bir yerlere götürmek zorundasın. Bu sefer ne yapıyorsun. İşte hayatın komedi, eğlendirici tarafına daha cok giriyorsun. Hani palyacolar maske takar ya. Son 3 senedir benim makyaj yapmama gerek yoktu. Çünkü benim kendi suratım palyaco olmuştu.

KOMEDİ GEN TRANSFERİNİ ANNEMDEN ALDIĞIMA İNANIYORUM

> Sizin bu şakacı özelliğiniz genetik mi? Yani anneden babadan mı gecti yoksa kendinize has bir özelliğiniz mi?

> Gen transferlerine inanıyorum. Yani iyi, kötü, sanatsal. Ben babamı tanımıyorum, 3 yaşında kaybettim. Annem komşuları arasında farklıydı. Onları güldüren bir yapıya sahipti. Bu gen transferini annemden aldığıma inanıyorum. Babamdan zeka transferi olduğunu düşünüyorum. Sonra bunlar bir kazana girmiş icinden Çetin Çiftcioğlu cıkmış. O da üzerine kata kata yürüyor. Yürürken de bu sefer senin gen transferlerin oluşuyor.

Benim babam Kıbrıslı. Kıbrıslıların espri düzeyleri yüksektir. Komedi genlerim annemden ve babamdan gecti. Ben bunu gen diye lanse ediyorum. Benim babam Kıbrıslı, baba tarafı dedem Arap, annem Boşnak. Bakın harita nereden nereye geciyor. Arabistan'dan Kıbrıs'a geldi. Oradan Yugoslavya tarafına gecti. Oradan anne tarafından dedem Kafkas Tatarı. Ben Zonguldak doğumluyum. Böyle bir gene sahip olduğum icin kendimi şanslı hissediyorum. Bütün Türkiye'yi şakacı güldürüyor. Kıbrıs, İran, Kafkasya, Türk Cumhuriyetleri hep bizi izliyor. Bu da bana atalarımdan gecen gen mirasından kaynaklanıyor. Bir de bunu görerek yaşıyorum.

NE KADAR YÜKSELİRSEK YÜKSELELİM, HEM AŞAĞIYI HİSSEDECEĞİZ

> Sizden kızınıza gecti mi? Kızınızın şaka yeteneği var mı?

> Kızıma nasıl gecti? Bu genler kızımdan başka şekilde fışkıracak. Kızım cok zeki ve baktığı zaman görmesini biliyor. Ben hayatı daha cok görmek icin bakan insanlardanım. Kızım hayata cok iyi bakıyor. Yani ayrıntılara. Zaten bizlerin en büyük hatalarından bir tanesi yükseldikce tabanla irtibatı kaybetmemiz değil midi? Gerek görsel, gerek duygusal olarak. Ne kadar yükselirsen yüksel, yürürken toprağın zerreciklerini toprağın üzerinde gezen karıncayı görmek mecburiyetindesin. Şayet yükseldikce karıncayı görmezlikten gelirsen o zaman aşağıda ne olduğunu unutursun. O nedenle ne kadar yükselirsek yükselelim hem aşağıyı hissedeceğiz, hem de aşağıya bakmaktan ve görmekten asla vazgecmeyeceğiz. Kızım da ayrıntılı bakıyor. Biz televizyoncuların deyimleriyle frameleri görüyor. O fotoğrafcılığı secti. Dolayısıyla hayat sahasını fotoğrafcılıkta yürümek istiyor. Vizörün arkasından iyi bakıyor. Önce vizörün önünü, olayı görüyor. Fotoğrafı gözleri ile algılıyor. Hemen gecip resimliyor. Onun öyle bir yeteneği var. Komedi tarafı da var. Benden fazla almış.

> Eşiniz nasıl biri?

> Eşim hayatını bize adamış bir insandır.

> Ciddi midir?

> Ciddidir, sistemlidir. Kızımın ve benim sistemimiz yoktur. Hayatımız pratik sistem üzerine kurmuşuzdur. Eşim disiplinlidir ama kızımla ben değiliz.  O gerek ailesel, gerek kişisel olarak hayattaki yürüme yolu üzerinde belli sistemler kurmuştur. Dolayısıyla bizim en eksik tarafımızı o tamamlar.

> Peki hüzünlerinizi kiminle paylaşıyorsunuz?

> Kendimle ve Yaradan ile….

İŞİNE AŞIK İSEN VE NİYETİN GÜZELSE ŞANS SENDEN YANADIR

> Ne yaparsınız?

kullan

"Eğlendirmek mecburiyetindeyiz.

Dolayısıyla da biz onlara şakazede deriz ve icimize alırız. İcimizde bir oyuncu ve  eğlendirici bir şey olur.

Diğer programlarla aramızda böyle bir fark var. Onlar iclerine almıyorlar. Komik taraflarını meydana cıkartmıyorlar, eğlendirmiyorlar. Dolayısı ile de dışlıyorlar. Yani o tuzağın dışına atıyorlar..."

> Sıralama yaparsan insanın önce Allah'ı, sonra ailesi, sonra işi. İkinci ve ücüncüyü yer değiştirebilirsiniz ama önce Allah. Ayakta dik durabilmek icin Yaradan’ın desteğinin olması lazım. Samimiysen, dürüstsen, yürürsen desteği alırsın kardeşim. Ben hayatta şansa ve şanssızlığa inanmam. İşine aşık isen ve niyetin güzelse şans senden yanadır. Niyetin kötüyse şansı pek arama. O zaman olaylara şanssızlık gözüyle bakarsın. Benim şans ve şanssızlık değerlendirmem budur. Burada samimi olarak yöneliyorsan, diliyorsan, hatta ellerini samimi olarak acıyorsan yardım gelir.  Ama bu sadece kötü olduğun zamanlarda ‘’yardım et’’ değil. Biz yazıyoruz, kul yazar, Yüce Yaradan da kurgular. Onun icin ne yapıyorsan karşılığında onu görürsün. Benim zaten hayatım böyleydi. Ha! Bu sefer bir de fazla pişiyorsun, tavrın farklı oluyor. Bir demircinin demiri dövmesi gibi o zaman soğuğa karşı da durabiliyorsun, sıcağa karşı da erimiyorsun. Yani yürüyüp hedefine gidiyorsun. Bir mac 90 dakikada biter değil mi? Sonra uzatma dakikaları vardır. Yaradan’dan bana uzatma dakikalarını nasip etmesini diliyorum.

> İnşallah! Pişman olduğunuz ya da keşke yapmasaydım dediğiniz şaka var mı?

> Hic yok.

> En cok beğenip keyif aldığınız şakanız hangisi?

> Şakalarımı birinci sıraya koy desen, Saddam'ı Türkiye'ye getirdik, Amerikalı askerleri Türkiye'ye getirdik. Eyüp Şafak spor takımını Olimpik Lyon diye iceri soktuk. Haydarpaşa Tren Garı'nda, tren marş motoruna basmıyor diye tren ittirdik. Yalova'dan dalıp Avcılar'dan cıktık. Bunlar bir kere hep baş yapıtlar. Bunların icerisinde bir numarada trafik canavarı vardır. Yani trafik canavarını yakaladık, kutuya koyduk ve emniyete teslim etmeye calıştık. Vatandaş bunu ciddi olarak yaptı. İnandılar. 25 yıldır "İcinizdeki trafik canavarını durdurun" diye bir slogan var. Ama 25 yıl sonra milyarlarca lira harcanmış bir reklamın sonunda hala, bir kişi bile olsa, trafik canavarının gercekten yaşadığına inanıyorsa ve onu yakalayıp emniyete götürmeye kalkıyor. Bu beni cok etkilemiştir.

ASLINDA MAHCUP BİR ADAMIM, ŞAKALARI İZLERKEN KENDİMİ İZLEYEMEM

> Şakalarınızı izler misiniz?

> Ben aslında mahcup bir adamımdır. Şakaları izlerken kendimi izleyemem. Kendimi izlediğim taraflar şudur; ‘’Nerede bir eksik var. Ya da neresi daha hoş’’. Kendini izlersen tekrara düşme riskin var. Kendini izlediğin bir plan aklında kalır. Bu sefer başka bir planda, başka bir şeyde aynı noktaya değinirsin. Bu sefer kendi icinde seni tekrara götürür. Onun icin mümkün olduğu kadar her şakada ayrı bir tarafını sunmalısın.

TANIŞTIĞIM HER İNSAN ZATEN BİR KİTAP

> Çok enteresan…

> Şakaları izliyorum. Kendimi izlemiyorum. Daha cok aktörleri izlerim. Aktör bende şakazededir. Ben yardımcı aktörüm. Allah izin verirse kitap yazacağım. Artık zamanı geldi. Çünkü ben cocukluğumdan beri kitap okumam. Toplam okuduğum kitap sayısı 10'u gecmez. Üslubum başka bir üslubun altında olsun istemedim. Etkilenmeyi istemedim. Tolstoy'u okumadım. Büyük yazarların kitaplarını etki altında kalmamak icin okumadım. Bu arada okumazken de okudum. Nasıl mı? Hayat her gün bir sayfa, her gün bir okumak, artı tanıştığım her insan zaten bir kitap.

> O zaman cevrenizdeki insanları, olayları cok iyi gözlemliyorsunuz…

> İstemeyerek. Gözlemlemek icin sokağa cıkmıyorum. Bana, "malzeme mi arıyorsun" der bazıları. Ben sokağa malzeme aramak icin cıkmıyorum ki. Yaşamaya cıkarım. Ama şanslıysan olay sana denk gelir. Ben doğaclama bir insanım. Zaten hic bir şakam senaryolu değildir. Sadece başlıkları vardır. Şakalar hep cocuklarımdır.

ŞAKAZEDELERİ BELİRLEMEK İÇİN YÜKSEK İLKOKUL MEZUNU OLMAK LAZIM

> Şakazedeleri nasıl seciyorsunuz? Herhalde her önünüze gelenle şaka yapmıyorsunuz. Kriterleriniz olmalı…

> Kriterlerim ne biliyor musun? Sokağı iyi bilmek, yani yüksek ilkokul mezunu olmak lazım! İnsanın ruhu baskındır. İnsan suratı bir aynadır. Keyifli, keyifsiz, hangi boyutta veya hangi enlemde olduğunu yansıtır. Ama her insanın da bir boşluğu vardır. Buna ben de her insan da dahi. Fakat sokakta o kültürü bildiğim icin bundan daha iyi bir şaka cıkar. Buna sakın dokunmayın, bu bugün patlayacak yer arıyor. Mesela bir taksiciye şaka yapıyorsak, taksicinin suratına baktığımda tehlikeleri öyle bertaraf ederim. Yani olduğu gibi suratına yansıdığı icin orada birebir cözümleme yaparım. Derim ki mesela; ‘’Bu siyah pardüseli adam gecsin, arkadan eli cantalı adam gecsin. Sarı ceketliye gidiyorum dediğimde sarı ceketliye giderim. Onunla şaka yaparım. Hani niyetiniz güzelse, işinizi de cok seviyorsanız şanslısınızdır. Nasıl şanlısınızdır? 2001 kışında, Topkapı surlarının önünde bir şaka cekiyorum. Mayo, gözlükler, elimde paletler, şnovker plaj arıyorum. İnsanların zor yürüdüğü bir karlı havada. Minibüsten indim. Denize gideceğim ama etraf beyazdan gözükmüyor. Bana insanlar dediler ki, "O şakayı cekerken donmadın mı?". Şaka 15 dakikada bitti biliyor musunuz? Birinci tipi geldi şakaladım. İkinci tipi şakaladım. 15 dakikada cektik. Edirnekapı'dan kalkıp kanala geldik. Paydos dedik. İşte bu. Akşama kadar da bekleyebilirdim. İş 15 dakikada cıktı. Bu taraftan gel de kop yukardan kardeşim.

BENİ İLK KEZ ESRA ÖZMEN ŞAKALADI

> Peki size hic şaka yapıldı mı? Eminin ki bir cok insan size şaka yapmak istiyordur.

> Beni ilk kez 2000 yılında Esra Özmen şakaladı.

> Nasıl bir şaka yaptı?

> Kanal 7'de calışırken şakaladı. Şimdi biz televizyoncuların en büyük hatası televizyon izlememektir. Halbuki ne olup bittiğine bakmamız lazım değil mi? Belki bir reklamdan, belki bir dizideki oyuncudan, belki de farklı bir belgeselden bir şey yakalama şansınız var. TGRT'de Esra Özmen’in olduğunu biliyorum fakat programını izlemiyorum. Dolayısı ile de tipini tanımıyorum. Beni TGRT'ye konuk ettiler. Bir de güzel bir gün sectiler. Pazartesi sabahı. Pazar gecesi yayından cıktım. 3-4 gibi yattım. Sabah 9'da TGRT'ye gittim. Beni bir bayan karşıladı. ‘’Merhaba ben Esra Özmen hoş geldiniz’’ dedi. ‘’Hoş bulduk Esra hanım, nasılsınız?’’ dedim. Sonra kendi kendime, "Esra Özmen dedikleri bu muymuş" dedim.

> Niye? Çirkin miydi?

> Yani bir sanatcı havası o kadar yoktu. Sonra ben sahnenin arkasında dolaşıyorum. Programa cıkacağım. İceriden Esra Özmen şarkı söylüyor. Program başladı. Yine kendi kendime ‘’Allah Allah, bu sanatcılık tiple falan olacak iş değil’’ dedim. Beni programa konuk aldılar. Ankaralı Turgut ve ben varım. Yine aynı bayan geldi. Esra Özmen de seyircilerin arasına oturmuş. Aynı bayan benimle orada muhabbet etmeye başladı. Sonra seyircileri gaza getirmişler. Seyirciler de işte sizi hic beğenmiyoruz gibi şeyler söylediler. Sonra Esra Özmen seyircilerin arasından indi. "Ben seni şakaladım Çetin Çiftcioğlu" dedi. Ben de, "Tebrik ederim, inanılmaz güzel bir iş" dedim. Boşluk işte. Ondan sonra hayata daha dikkatli bakmaya başladım. Yalnız şaka konusunda değil tabi.

ŞAKAZEDELERİ BİZ İÇİMİZE ALIRIZ...

> Diğer şaka programlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Başarılı buluyor musunuz?

> Bir sokağa gelirsin. Kameraları kurarsın. Kameramanlar vardır. Olaydan haberleri vardır. Oyuncularımız vardır, olaydan haberleri vardır. Şimdi sokakta bir insan yürümektedir ve biz bu kişiyi şakalayacağız. Dolayısı ile bu bir tuzaktır aslında. O insan bu tuzağın icine girdiğinde biz o insanın gururuyla, onuruyla oynamadan, seks bulaştırmadan onun komedi taraflarını, mizah taraflarını, oyunculuk taraflarını deşerek ortaya cıkartıp bir komedi yaratmak mecburiyetindeyiz. Eğlendirmek mecburiyetindeyiz. Dolayısıyla da biz onlara şakazede deriz ve icimize alırız. İcimizde bir oyuncu ve  eğlendirici bir şey olur. Diğer programlarla aramızda böyle bir fark var. Onlar iclerine almıyorlar. Komik taraflarını meydana cıkartmıyorlar, eğlendirmiyorlar. Dolayısı ile de dışlıyorlar. Yani o tuzağın dışına atıyorlar.

> Yani ne yapıyorlar?

> Yani dehşet gösteriyorlar, korkutuyorlar. O zaman şaka yapılacak insan, kendini o tuzağın dışında bicare, savunmasız hissediyor. Ben bu mantığa karşıyım. İcine almalı ve eğlendirmeli. Yani ismi üstünde şaka değil mi? İcinde gülmece, eğlence olmayacak mı? Ben bizim programın eğlendirici ve komik olduğuna inanıyorum. Biz dehşet bulaştırmıyoruz. Bizim en büyük dehşetimiz ne biliyor musunuz? Bir goril kıyafeti giyerim, insanları kovalarım. Fakat elime sopa alıp insanları korkutmam. İnsanların sacını tutup, "Ne bu saclar" demem


0 kişiden ortalama 0,00 puan.
Henüz oy kullanılmadı!
         Tavsiye EtYazdır PDF Göster
Yorum yazabilmeniz için üye olmanız yada üyeliğiniz var ise giriş yapmanız gerekmektedir.
 YENİ ÜYELİK      GİRİŞ YAPINIZ
Haftanın En Popüler Yorumcuları    
Bu Listede yer alabilmeniz için ÜYE olmanız gerekmektedir
Etiket Bulutu
okul script  veritabanı sitesi  ücretsiz hosting  portal script  sistem  usak  kişisel site  haber script  köy sitesi  okul sitesi  güncel program  haber sitesi  ücretsiz php site  php portal  php script  ücretsiz site  okul paketi  videolar  hvportal  içerik yönetim  webhosting  web tasarım  video sitesi  okul portalı  chromeplus  wallpaper  ücretsiz domain  filezilla  emlak paketi  içerik yönetim sistemi  php site  video script  hadise  kurtlar vadisi  site  hostver  resimler  hazır site  kurumsal  köy portalı  emlak  hazırportal  kampanya  emlak sitesi  website  haber paketi  emlak portalı  köy script  kurumsal site  forum  hazır portal  ilimizusak  emlak script 
 
Demo Kontrol Panel

 HVPortal™ Köy Paketi
1 Adet HVPortal Sistemi
1 Adet İsim Tescil (com, net veya org)
500 MB Web Alanı
12000 MB Aylık Trafik
5 Adet Pop3 ...
225 TL.



 HVPortal™ Full Paket
1 Adet HVPortal Full Sistem
1 Adet İsim Tescil (com, net veya org)
2000 MB Web Alanı
25000 MB Aylık Trafik
10 Adet ...
300 TL.



 HVPortal™ Gnc.Paketi
1 Adet HVPortal Güncelleme Paketi

Eski sürüm sisteminizin yeni sürüm sistem ile güncelleme paketidir.

Paket satın ...
40 TL.



 HVPortal™ Emlak Paketi
1 Adet Emlak Sistemi
1 Adet İsim Tescil (com, net veya org)
1000 MB Web Alanı
15000 MB Aylık Trafik
5 Adet Pop3 ...
200 TL.



 HVPortal™ Okul Paketi
1 Adet Okul Sistemi
1 Adet İsim Tescil (com, net veya org)
250 MB Web Alanı
10000 MB Aylık Trafik
5 Adet Pop3 Mail
2 ...
175 TL.



HVPortal™ Nedir?
Teknik Özellikler
Sıkça Sorulan Sorular
      Dil Seçimi    
      Tema Seçimi    
      Son Röportajlar    
 Terörist kovalarken fotokopici oluyorlar!
Terörist kovalarken fotokopici oluyorlar!
25 yıllık terörle mücadelede 3 ay eğitim almış er ve erbaşların kullanılmasına artık son verilmesi tsk´nın da gündeminde. peki profesyonel ordu bu sorunu çözer mi? "hayır" diyen sedat laçiner´in İlginç tespitleri var...
 şakacı: noktayı koymaya geliyorum
 AKP'den Buyrun Soyun Yasası
      Yazarlar    
Özay Şendir Özay Şendir
Herkes kendi ıssızlığına ağlıyor aslında..
Balcicek Pamir Balcicek Pamir
Durumu kurtarayım diye öyle bir pot kırdı ki...
      Web Anket    
HVPortal™´ın özelliklerini yeterli buluyor musunuz?
 Yeterince
 Evet
 Hayır
 Dahada Geliştirilmeli

 31 katılım gerçekleşti.
 0 yorum yazıldı.
 Sonuçları Göster
 Diğer Anketler
  16.05.2012 tarihli çekiliş
12 22 28 29 33 + 11
 Yol Durumu
server monitor
monitor server
Google bot last visit powered by Bots Visit
Yahoo bot last visit powered by  Bots Visit
Msn bot last visit powered by  Bots Visit

 HVPortal Nedir?   HVPortal Teknik Özellikleri   Sıkça Sorulan Sorular   HVPortal'ı Satın Al   İletişim Formu   Internet Hizmetleri

o Dinamik içerik yönetim sistemi
    - Sınırsız içerik grubu oluşturma
    - Sınırsız kategori ve alt kategori oluşturma özelliği
    - İç içe kategori oluşturma özelliği
    - Sınırsız sayfa ekleme (HTML/PHP)
o Gelişmiş arama motoru optimizasyonu
    - SEO (Search Engine Optimizer), Google Analytics ve Alexa Widget ile tümleşik sayfalar.
    - Google, Yahoo ve MSN gibi ünlü arama motorlarına pingleme imkanı
o Sınırsız Resim Galerisi Açma
    - Sınırsız Fotoğraf ve Resim Ekleme
o Üyelerinize Mesaj ve E-posta gönderebilme
    - Kendi e-mail listenizi oluşturma imkanı
    - Çeşitli seçeneklerle HTML e-mail gönderme ve şablon hazırlama imkanı...
o Ziyaretçilerinize sitenize üye olma imkanı
o Siteniz için gelişmiş istatistikler.
o Siteniz için gelişmiş ziyaretçi defteri.
o Hazır Formlar (İnsan Kaynakları - Bayi Başvuru - İletişim)
o Zengin renk seçenekleri
o Hava durumu
o Anlık döviz kuru gösterimi
o Arkadaşına gönder formu
o İletişim formu
o Sıkça sorulan sorular
o Google map desteği
o Gelişmiş menü yönetimi
o Yazıcı ile tümleşik sayfalar
o ve sayamadığımız yüzlerce işlevsel özellikler için tıklayın...
Copyright ©2008-2011 HVPortal İçerik Yönetim Sistemi
Sayfa yüklemesi 1.304 saniye'de gerçekleşti.
Site Haritası | Kullanım Şartları | Gizlilik Politikası | İletişim
Design by Hostver Hosting Solutions
Sistem Version: 3.4.6.5 - SP: 0.9.8
Bu site en iyi 1024x768 px. çözünürlükte görüntülenir