ISSIZ ADAM ÜÇLEMESİ...
BÖLÜM 1:
Cumartesi gece yarısı, Beyoğlu'nda bir cd satıcısı, tezgahın önündeki kadınların gözlerine bakıp, ağlayıp ağlamadıklarını kontrol ediyor ve ağlayanlara "Ne istemiştiniz?" diye sorma ihtiyacı duymadan Issız Adam'ın film müziklerinden oluşan albümü veriyordu.... Biraz durup bu manzarayı seyrettim... Sonra sinema salonundaki yüzler ve özellikle de kadınlar takıldı aklıma... Kimi türbanlı, kimi başı açık, kimi cart kırmızı saçlıydı... Başka dünyalara ait insanlar olarak girdikleri salondan hepsi gözyaşı dökerek çıktı... Çağan Irmak farklı dünyaları aynı paydada buluşturmak gibi başlı başına bir başarıya mı imza attı yoksa aslında herkes kendi ıssızlığına mı ağladı?. Bu soru Pazar günü kafamda saatlerce dolaşıp durdu. Bir yanda sevginin ne sıcaklığını ne de sorumluluğunu taşıyamayan ve cinsel güdülerinin esiri olmuş bir adam... Diğer yanda doğduğu evde izlerini sürecek kadar çok sevdiği bir adam varken, başka bir ülkeye yerleşip, orada evlenip, anne olmuş bir kadın... Bize aşkın büyüsünü, kutsallığını ve tutkusunu anlatan, hepimizi ağlatan hikaye bu olabilir mi? Bence olamaz, olmamalı da... O yüzden Issız Adam'da herkes kendi ıssızlığına ağladı... Kendi hayatından memnun olmayanlar, filmin sonunda artık hep memnun olmadıkları hayatları yaşamak zorunda kalan kahramanlarla kendini özdeşleştirdi... Issız Adam,Özdemir Asaf'ın "Seni saklayacağım inan, yazdıklarımda, çizdiklerimde, şarkılarımda, sözlerimde..." mısralarıyla da anlatılamaz... O şiirde katıksız aşk vardı, Issız Adam'da katıksız aşkın mağlubiyeti var... ISSIZ ADAM, MERAKLİ VE ATTİLA İLHAN... Issız Adam'dan çıkarken kapının önünde elime filmdeki mekanlardan biri olan 45'lik'in ilanını tutuşturuverdiler. Film vizyona girdiğinden bu yana 45'lik dolup taşıyormuş. Filmde Ada ile Alper'in tanışmalarına sebep olan Thomas Hardy´nin "Çılgın Kalabalıktan Uzak" romanı bir anda ilgi odağı olmuş. Ve filmde Alper´in işlettiği Asmalımescit´teki restoran "Leblon 11"'in müşteri sayısı 20´ye katlanmış. Bunda şaşılacak bir şey yok aslında... Goethe Genç Weber'in Acıları'nı yazdığında ve roman kahramanı Weber Lotte'siz bir dünyada yaşamayı içine sindiremeyip intihar ettiğinde Almanya'da da benzer bir akım olmuştu. Sokaklar Weber gibi sarı pantolon, mavi ceket giyen genç adamlarla dolmuş ve intihar istatistiklerinde ciddi bir artış yaşanmıştı... Sanat eserleri toplumu her zaman etkiler kimi roman kahramanı Weber gibi intiharı seçer, kimi Issız Adam'daki mekanlara gidip, kitabı alarak büyük aşk yaşamanın şekil şartlarını yerine getirir... Canımı sıkan ya da kafama takılan şey işte bu şekil şartında ortaya çıkıyor. Amma da geçimsizsin yine ne oldu diyeceksiniz, söyleyeyim... Yıllar önce Mecidiyeköy'de Merakli diye bir yer vardı. Duvarları Issız Adam'daki plaklarla süslü ve sahnesinde o plaklardaki sanatçıların da sahne aldığı bir mekandı Merakli... İşletmecisi Cem yıllarca mücadele ettikten sonra Merakli'yi taşımak zorunda kaldı. Sanırım sonra da Merakli kapandı... Ne acı eğer bir aşk filmine yetişebilmiş olsaydı Merakli kapanmamış olacaktı... Ve bir diğer nokta,"Çılgın Kalabalıktan Uzakta" kitabı... Tahminen insanlar bu kitaba içindekilerden çok filmdeki simgesinden dolayı ilgi gösteriyorlar. Yine tahminen bu kitap okunmaktan çok aşkları anlatmak için alınıyor. İnsanın ya da en azından benim canım şuna yanıyor, Aşkı sembol bir kitapla anlatmaya çalışanların aklına Attila İlhan ve en azından "Gözlerin gözlerime değince, felaketim olurdu, ağlardım..." mısrası gelmiyor... Semboller devri bazen Merakli'ye, bazen de Attila İlhan'a yazık ediyor...
|